Ototelik

Albert Einstein ve Miles Davis’in ne gibi benzerlikleri olabilir? İzafiyet teorisini geliştirmek ve ‘‘So What’’ parçasının solosunu çalmak arasında bir ilişki var mıdır?

Akış kavramını literatüre kazandıran psikolog Mihály Csíkszentmihályi, kişiyi konfor alanından çıkaran ve gündelik konulardan uzaklaştıran aktivitelerin getirdiği mutluluk ile zamanın hızla akması arasındaki ilişkiyi araştırır. Bu kurama göre akış durumuna rahatlıkla geçen kişilerin ototelik özelliklere sahip olmaları olasıdır.

Ototelik: Amacı kendisinde olan kişi veya eylem. (Yunanca: Autotelēs)

Yaşanılan deneyimin ve gerçekleştirilen eylemin kalitesini arttıran bu akış hali, bireyin konsantrasyonunun yüksek, anın içinde ve farkında olduğu, zaman algısının değiştiği bir durum olarak tanımlanabilir. Bir diğer deyişle, eylemin kendisi ototeliktir. Öz farkındalığın dahi kaybolduğu ve geçici sürelerle yakalanan bu hakimiyet, doğaçlama anındaki müzisyenlerde de karşımıza çıkar. Müzisyenin ve dinleyicinin zihni akış halindeyken, müzik de bir akış halindedir. Akış, hem zihnin hem de müziğin ritmi gibidir.

Bu sene Bozcaada Caz Festivali’ni ototelik kavramından esinlenerek kurguladık. Bu kavramdan yola çıkarak aklımızda beliren soruları tartışmaya açmak ve sanatçısı, katılımcısı ve çalışanıyla birlikte tüm festival ahalisi olarak birlikte kafa yormak istiyoruz.

– Peki ya Albert Einstein “So What”ın solosunu çalmaya çalışsa ne olurdu?

– Geliştirdiğimiz becerilerimizin akış üzerindeki etkisi nedir?

– Hedefi net bir şekilde belirlenmiş olsa da, sonucuna değil sürecine odaklandığımız eylemlerimiz var mı?

– Mutlu hissettiğimiz anlara katkı yapan unsurlar nelerdir?

– Ototelik bir eylemde öz farkındalığın kaybolması hissi nasıl tanımlanabilir?